TRAFİK KAZALARINDA GÜVENCE HESABI/SİGORTASIZLIK

 TRAFİK KAZALARINDA GÜVENCE HESABI

Sigorta yaptırılmamış araçla meydana gelen bedeni zararlı trafik kazalarında, Güvence Hesabı tarafından zarar görenlere veya hak sahiplerine yapılan tazminat ödemelerinin rücuen tahsiline ilişkin sürücü ve araç sahibinin (işletenin) sorumluluğu ile başvurulabilecek hukuki yollar, incelenen yargı kararları çerçevesinde aşağıda ayrı ayrı tasnif edilerek sunulmuştur.

1. Sürücünün Sorumluluğuna İlişkin Hukuki Yollar

Güvence Hesabı'nın, sigortasız aracın sürücüsüne karşı başvurabileceği hukuki yolların temeli, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine dayanmaktadır. Bu hüküm uyarınca Güvence Hesabı, hesaptan yaptığı ödemeler nedeniyle "zarardan sorumlu kişilere" rücu etme hakkına sahiptir.

Halefiyet ve Kusur Oranında Sorumluluk: Güvence Hesabı, ödediği tazminat miktarınca hukuken zarar gören kişi yerine geçerek (Yönetmelik m. 17) sürücüye rücu edebilir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi-2021/1048-2021/1060-03.06.2021). Sürücüye yöneltilecek rücu talebinin sınırı, sürücünün kazadaki kusur oranı ve zarar görenin gerçek zararı ile belirlenir (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi-2024/2565-2026/289-18.02.2026; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2023/280-2025/9811-23.06.2025).

İcra Takibi ve İtirazın İptali Davası: Sürücünün sorumluluğuna gidilirken en yaygın kullanılan hukuki yol, sürücü aleyhine ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatılması ve takibe itiraz edilmesi halinde itirazın iptali davası açılmasıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2019/4051-2020/7695-26.11.2020; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2011/7236-2012/5654-04.05.2012; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi-2021/351-2022/48-13.01.2022).

Doğrudan Rücu Davası: Güvence Hesabı, icra takibi yerine doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde rücuen tazminat davası açarak da sürücüden tahsilat yoluna gidebilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2017/418-2019/8693-30.09.2019; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2013/658-2013/2699-05.03.2013).

Mirasçılara Başvuru Yolu: Kusurlu sürücünün vefat etmiş olması halinde, zarar sorumlusu sıfatıyla sürücünün mirasçılarına karşı icra takibi ve itirazın iptali davası yoluyla rücu hakkı kullanılabilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2020/313-2021/2770-16.03.2021; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/15188-2021/9521-01.12.2021; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/22284-2023/12222-20.11.2023).

2. Araç Sahibinin (İşletenin) Sorumluluğuna İlişkin Hukuki Yollar

Araç sahibinin sorumluluğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere" rücu edilebileceği kuralına dayanmaktadır.

İşleten Sıfatı ve Sorumluluğun Sınırı: Araç sahibinin sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3. maddesinde tanımlanan "işleten" sıfatıyla, yani araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması şartıyla doğar. Aracın sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi (örneğin harici satım ve teslim) halinde araç maliki sorumlu tutulmamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2019/5294-2020/6439-03.11.2020). Ancak bazı kararlarda, aracın harici sözleşme ile satıldığı savunmasına rağmen sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak adına malike rücu yolu onaylanmıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2012/5904-2012/10918-11.10.2012).

İcra Takibi ve İtirazın İptali Davası: KTK m. 91 gereğince mali sorumluluk sigortası yaptırması gereken işletenin sigortasızlığı nedeniyle, Güvence Hesabı araç sahibine karşı icra takibi başlatabilir ve itiraz halinde itirazın iptali davası açabilir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi-2021/1048-2021/1060-03.06.2021; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/16455-2023/1600-13.02.2023).

Doğrudan Rücu Davası: Sürücüde olduğu gibi, araç sahibine karşı da doğrudan rücu davası açılarak ödenen tazminatın tahsili talep edilebilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2017/418-2019/8693-30.09.2019; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi-2024/2565-2026/289-18.02.2026).

Mirasçılara Başvuru Yolu: Araç sahibinin (işletenin) vefatı halinde, zorunlu sigortayı yaptırmama yükümlülüğünden doğan rücu borcu mirasçılara yöneltilebilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2013/18817-2015/7589-25.05.2015; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi-2022/1338-2022/1532-05.07.2022).

3. Sürücü ve Araç Sahibinin Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğu

Yargı kararlarında, sürücü ve araç sahibinin (işletenin) Güvence Hesabı'na karşı Borçlar Kanunu ve KTK hükümleri çerçevesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları vurgulanmaktadır. Güvence Hesabı, ödediği gerçek zararı her iki sorumludan da icra takibi veya dava yoluyla birlikte talep edebilir. Borcun müteselsil borçlulardan biri tarafından ödenmesi halinde diğer borçlular da aynı oranda borçtan kurtulur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2009/3211-2009/5409-15.09.2009; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi-2021/351-2022/48-13.01.2022; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2013/658-2013/2699-05.03.2013).

İstisnai Durum: Karayolları Trafik Kanunu'ndaki zorunluluğa rağmen sigorta yapılmaması nedeniyle Güvence Hesabı'nın sorumluluğunun yasal olarak ortadan kalktığı (örneğin SGK'nın yaptığı bazı geçici işgöremezlik ödemeleri) durumlarda, Güvence Hesabı'ndan ödeme yapılmayacağı için sürücü ve araç sahibine yönelik Güvence Hesabı tarafından işletilecek bir rücu hukuki yolu bulunmamaktadır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2014/18018-2015/22809-22.12.2015).


Kusur ve Zarar Tespiti Şartı: Sürücüye ve araç sahibine rücu edilebilmesi için, rücu tutarının uzman bilirkişi (örneğin İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Trafik Fen Heyeti) raporuyla belirlenecek kusur oranına ve gerçek zarara dayanması zorunludur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/6762-2023/934-24.01.2023; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2010/11922-2011/12625-20.12.2011). Ayrıca, araç sahibine rücu edilebilmesi için maluliyet oranının usulüne uygun (örneğin Sosyal Sigortalar Kurumu İhtisas Dairesi'nden alınacak raporla) tespit edilmesi gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2016/1301-2018/11145-22.11.2018).


Ceza Mahkemesi Kararlarının Bağlayıcılığı: Sürücünün kusuruna dayalı rücu davalarında, hukuk mahkemeleri ceza mahkemesinin kesinleşen kararındaki maddi vakıaya (örneğin sürücünün karşı şeride geçmesi gibi) bağlı kalmak durumundadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2016/8967-2016/7348-15.06.2016).


Zamanaşımının Kesilmesi: Araç sahibine karşı rücuen tahsil amacıyla başlatılan icra takibi ve takibin devamı işlemleri, zamanaşımını kesen hukuki yollar olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/14876-2021/2457-07.06.2021).


Kamu Kurumlarının Araç Sahibi Olarak Sorumluluğu: Sigortasız aracın malikinin bir kamu kurumu (örneğin Belediye veya Milli Savunma Bakanlığı) olması durumunda dahi, Güvence Hesabı idari yargı yoluna gitmeksizin, icra takibi ve itirazın iptali davası yoluyla bu kurumlara rücu edebilmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2022/4580-2025/1015-27.01.2025; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2021/14514-2023/2012-20.02.2023).


Yetkili Mahkeme: Rücu davalarında hukuki yol işletilirken, davalının (sürücü veya araç sahibi) yerleşim yeri mahkemeleri yetkili kabul edilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2012/8674-2013/6989-14.05.2013).





DOKTRİN VE MEVZUAT

1. Doğrudan Sonuç

Sigorta yaptırılmamış bir motorlu araçla gerçekleştirilen ve bedeni zararla sonuçlanan trafik kazalarında, mağdurun zararı (tedavi giderleri hariç olmak üzere sürekli sakatlık ve destekten yoksun kalma tazminatları) Sigortacılık Kanunu m. 14/2-b bendi uyarınca Güvence Hesabı tarafından poliçe limitleri dâhilinde ödenmektedir. Güvence Hesabı, mağdura yaptığı bu ödeme neticesinde, zarardan sorumlu olan araç sürücüsüne ve araç sahibine (işletene) rücu etme hakkı kazanır. Bu rücu ilişkisinde sürücünün sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamındaki haksız fiil hükümlerine (kusur sorumluluğu), araç sahibinin (işletenin) sorumluluğu ise Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 85 uyarınca tehlike sorumluluğuna (kusursuz sorumluluk) dayanmaktadır. Güvence Hesabı, her iki sorumluya karşı müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkeleri çerçevesinde rücu davası açabilir veya icra takibi başlatabilir.


2. Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji


Güvence Hesabı: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) bulunmayan, tespit edilemeyen veya sigorta şirketinin iflası gibi durumlarda mağdurların bedeni zararlarını karşılamak üzere Sigortacılık Kanunu (SK) m. 14 ile kurulan fondur.


İşleten (Araç Sahibi): KTK m. 85 uyarınca motorlu aracın işletilmesinden doğan tehlikelerden kusuru olmaksızın sorumlu tutulan, kural olarak aracın mülkiyetini elinde bulunduran kişidir.


Sürücü: Aracı sevk ve idare eden, kazanın meydana gelmesinde kural olarak haksız fiil faili sıfatını taşıyan kişidir.


Rücu ve Halefiyet: Tazminat yükümlülüğünü yerine getiren tarafın (Güvence Hesabı), ödediği bedeli asıl sorumlulardan talep etme hakkıdır.


Müteselsil Sorumluluk: Zarar görenin (veya ona halef olanın), zararının tamamını sorumluların tamamından veya dilediği birinden talep edebilme hakkını ifade eder (TBK m. 61, KTK m. 88/1).


3. Doktrindeki Ana Yaklaşımlar


Literatürde, Güvence Hesabının sorumluluğu ve rücu hakkının kapsamı üzerine çeşitli yaklaşımlar geliştirilmiştir:


Güvence Hesabının Devreye Girme Şartları: *Gonca Yurdakul Kılıç (2025) ve Ceren Zeynep Karaca (2022) tarafından vurgulandığı üzere, SK m. 14/2-b gereği, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu "bedensel zararlar" Hesabın kapsamındadır. Deniz Ünekbaş (2024)*, bu kurumun ihdas edilme amacının, sigorta yaptırmayan kişilerin maddi gücünün bulunmaması ihtimaline karşı mağduru korumak olduğunu belirtmektedir.


Rücu Hakkının Muhatapları: Berna Yılmaz (2023), Güvence Hesabının yaptığı ödemeleri, ZMMS poliçesi yaptırmadan trafiğe çıkan ve zarar veren kişilere (sürücü ve işleten) veya bunlar ölmüş ise mirasçılarına rücu edeceğini açıkça ifade etmektedir.


Sorumluluğun Hukuki Sebebi: Salih Uçar (2025), Güvence Hesabının açacağı rücu davasının hukuki sebebinin, mağdurun açacağı davanın hukuki sebebi ile aynı olduğunu belirtmektedir. Buna göre Hesap; sürücüye karşı haksız fiil, işletene karşı ise KTK m. 85 (tehlike sorumluluğu) hükümlerine dayanarak başvurur.


Müşterek ve Müteselsil Sorumluluk: *Hüseyin Ateş (2013) ve Emre Eryılmaz (2022)*, Güvence Hesabı ile diğer zarar sorumluları (işleten, sürücü) arasında mağdura karşı müteselsil sorumluluk bulunduğunu; Hesabın ödeme yapmasının diğer sorumluların borcunu sona erdirmediğini, aksine Hesabın onlara rücu etmesine olanak tanıdığını vurgulamaktadır.


4. Yaklaşımlar Arasındaki Ayrışmalar ve Çatışmalar


Literatürde rücu hakkının hukuki niteliği konusunda çok temel bir doktriner çatışma bulunmaktadır:


Halefiyet Görüşü: *Salih Uçar (2025), zorunlu trafik sigortasının bir zarar sigortası olması sebebiyle Güvence Hesabının rücu hakkının *"halefiyete" dayandığını savunmaktadır. Bu görüşe göre Hesap, mağdurun haklarına halef olur ve mağdurun sahip olduğu def'i ve zamanaşımı süreleri Hesap için de geçerli olur.


Halefiyetten Bağımsız Kanuni Rücu Görüşü: Buna karşılık Sena Tulukcu (2024), KTK m. 95/2 hükmünü dar yorumlayarak, sigortacının (ve dolayısıyla onun yerine geçen Güvence Hesabının) rücu hakkının halefiyet ilkesinden bağımsız olduğunu, sigortacının zarar gören üçüncü kişiye halef olmadığını ve buradaki rücu hakkının doğrudan kanundan doğan bağımsız bir hak olduğunu ileri sürmektedir.


Çatışmanın Uygulamadaki Sonucu: Bu ayrışma, özellikle zamanaşımı sürelerinin başlangıcı ve sorumluların ileri sürebileceği def'iler (örneğin mağdurun müterafik kusuru) noktasında mahkemelerde farklı kararların çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Halefiyet kabul edilirse zamanaşımı mağdurun zararı ve faili öğrendiği tarihten; bağımsız rücu kabul edilirse Hesabın ödeme yaptığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.


5. Usuli Sonuçlar ve Dava Stratejisine Etkiler


Görevli ve Yetkili Merci: Habib Yıldız (2023) tarafından belirtildiği üzere, Güvence Hesabı ile ilgili uyuşmazlıklar Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde çözüme kavuşturulabilmektedir. Ancak Güvence Hesabının, ödeme yaptıktan sonra sigortasız araç sahibine ve sürücüsüne açacağı rücu davaları, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinde (haksız fiil ve KTK m. 85 temelli olduğu için) görülmektedir.


Husumet Yöneltme Stratejisi: Güvence Hesabı, rücu davasında tahsil kabiliyetini artırmak için hem sürücüye hem de araç sahibine (işletene) birlikte husumet yöneltmelidir. Muhammed İkbal Alsancak (2021), uygulamada husumetin genellikle tahsil kabiliyeti olan kurumlara yöneltildiğini belirtse de, rücu aşamasında Hesabın tek çaresi gerçek kişi olan sürücü ve işletenin malvarlığına gitmektir.


Savunma İmkânları: Hüseyin Ateş (2013), Güvence Hesabının tıpkı bir sigortacı gibi KTK m. 86'daki sorumluluktan kurtulma veya sorumluluğu azaltma imkânlarından faydalanabileceğini belirtmektedir. Rücu edilen işleten de, kazanın mücbir sebep veya mağdurun ağır kusuru ile meydana geldiğini ispatlayarak Hesabın rücu talebini defedebilir.


6. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları


Tedavi Giderleri ve SGK'nın Rolü: *Mustafa Tugay (2023) ve Merve Oran (2024)* tarafından incelenen KTK m. 98 değişikliği, rücu davalarındaki en büyük risk alanlarından biridir. Yasa gereği, trafik kazalarından doğan sağlık hizmet bedelleri (tedavi giderleri) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaktadır. Bu nedenle Güvence Hesabı, kural olarak tedavi giderlerinden sorumlu değildir ve ödemediği bir bedeli sürücü/işletene rücu edemez. Ancak, SGK limitlerini aşan tedavi giderleri ile sürekli iş göremezlik (sakatlık) ve destekten yoksun kalma tazminatları doğrudan Güvence Hesabının ödeme ve sonrasında rücu kapsamındadır.


Kasıt ve Ağır Kusur Halleri: Hüseyin Ayaz (2024), sigorta ettirenin kasti davranışları sonucu oluşan zararlarda sigortacının rücu hakkı bulunduğunu belirtmektedir. Sigortasız araç durumunda zaten poliçe olmadığı için Güvence Hesabı her halükarda ödeme yapıp rücu edecektir; ancak sürücünün kastı veya ağır kusuru, ceza yargılaması boyutunda maddi vakıayı kesinleştireceği için rücu davasında Hesabın ispat yükünü hafifletecektir.


7. Somut Olaya Uygulanabilecek Çıkarımlar


Sigortasız bir aracın karıştığı bedeni zararlı bir kazada süreç şu şekilde işleyecektir:


Mağdur veya mirasçıları, ZMMS poliçesi olmadığı için doğrudan Güvence Hesabına başvurur.


Güvence Hesabı, maluliyet oranını veya destekten yoksun kalma zararını aktüeryal olarak hesaplatır ve mağdura öder.


Ödeme yapıldığı anda Güvence Hesabı, mağdurun haklarına halef olur.


Hesap, ödediği bedelin tahsili için aracın sürücüsüne (TBK m. 49 haksız fiil) ve aracın ruhsat sahibine/işletenine (KTK m. 85 tehlike sorumluluğu) karşı icra takibi başlatır veya rücu davası açar.


İşleten, "aracı ben kullanmıyordum" savunmasıyla sorumluluktan kurtulamaz; zira KTK m. 85 gereği işleten sıfatı kusursuz sorumluluk doğurur.


8. Açık Sorular, İstisnalar ve Belirsizlikler


Çalınmış veya Gasp Edilmiş Araç İstisnası: SK m. 14/2-ç bendi uyarınca, çalınmış bir aracın karıştığı kazada işleten KTK uyarınca sorumlu tutulamıyorsa, mağdura ödemeyi yine Güvence Hesabı yapar. Ancak bu senaryoda Hesap, kusursuzluğunu ispatlayan araç sahibine (işletene) rücu edemez; rücu hakkını yalnızca aracı çalan/gasp eden ve kazaya sebebiyet veren haksız fiil faili sürücüye karşı kullanabilir.


Limit Aşımı Sorunu: Güvence Hesabı, kaza tarihindeki zorunlu sigorta teminat limitleri dâhilinde ödeme yapar. Mağdurun gerçek zararı bu limitleri aşıyorsa, aşan kısım için mağdurun doğrudan sürücü ve işletene dava açma hakkı saklıdır. Bu durumda işleten ve sürücü, hem Güvence Hesabının rücu davası ile hem de mağdurun bakiye zarar davası ile aynı anda muhatap olma riski taşır.



9. Sonuç ve Pratik Değerlendirme


Sigortasız araçlarla yapılan kazalarda Güvence Hesabı, sosyal devlet ilkesi ve trafik hukukunun mağduru koruyucu amacı doğrultusunda bir "güvenlik ağı" işlevi görmektedir. Ancak bu durum, sigortasız araç işleteninin veya kusurlu sürücünün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; yalnızca alacaklının şahsını değiştirir. Güvence Hesabı, kamu kurumu niteliğinde bir fon olması sebebiyle, yaptığı ödemeleri tahsil etmek konusunda son derece agresif bir rücu politikası izlemektedir. Uygulamada avukatların, rücu davasına muhatap olan işleten veya sürücü vekili olmaları durumunda; KTK m. 86 kapsamındaki illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını, mağdurun müterafik kusurunu, SGK tarafından karşılanması gereken tedavi giderlerinin rücu bedeline dâhil edilip edilmediğini ve halefiyet/bağımsız rücu tartışmaları ekseninde zamanaşımı def'ilerini titizlikle incelemeleri gerekmektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YARGI KARARLARI KAPSAMINDA İŞ KAZASI VE ÖLÜM GELİRİ

TERÖRLE MÜCADELE KANUNU VE NAKDİ TAZMİNAT