YARGI KARARLARI KAPSAMINDA İŞ KAZASI VE ÖLÜM GELİRİ
YARGI KARARLARI KAPSAMINDA İŞ KAZASI VE ÖLÜM GELİRİ
1. Kalp Krizinin İş Kazası Niteliği ve SGK'nın Rolü İş yerinde geçirilen kalp krizi sonucu ölüm olayları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 11. maddesi (ve güncel 5510 sayılı Kanun) kapsamında "sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada meydana gelme" ve "işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme" hallerine uygun olduğundan iş kazası olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu-2016/816-2019/457 Kaynak-16.04.2019). İncelenen dosyalarda, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı müfettişlerince düzenlenen inceleme raporları sonucunda kalp krizi vakalarının iş kazası olarak tespit edildiği ve müteveffanın hak sahiplerine (eşine) ölüm geliri bağlandığı görülmektedir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2024/9707-2025/7738 Kaynak-08.05.2025; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2023/923-2023/2368 Kaynak-13.03.2023; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2022/9748-2023/10595 Kaynak-01.11.2023).
2. İşverenin Tazminat Sorumluluğu ve İlliyet Bağı Olayın SGK müfettişi tarafından iş kazası olarak onaylanması ve eşe ölüm geliri bağlanması, doğrudan işverenin tazminat sorumluluğunu doğurmamaktadır. Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, olayın sadece sosyal güvenlik hukuku açısından iş kazası sayılması işverenin tazminat sorumluluğuna yol açmaz; çalışma şartları ile vefat arasında illiyet bağı bulunması ve işverenin kusurunun ispatlanması gerekmektedir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2023/12531-2025/615 Kaynak-14.01.2025). İşverenin sorumluluğu, İş Kanunu'nun 77. maddesi uyarınca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareket edip etmediğine, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine bağlıdır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2014/1529-2014/10886 Kaynak-15.05.2014).
3. Kusur Oranlarının Belirlenmesi ve Bilirkişi İncelemesi Şartları Şirketten talep edilen maddi ve manevi tazminat davalarında mahkemelerin eksik inceleme ile karar veremeyeceği, kusur oranlarının tespiti için çok sıkı şartlara tabi bilirkişi raporları alınması gerektiği Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde vurgulanmıştır. Bu kapsamda:
Heyetin Yapısı: Kusur raporu alınacak bilirkişi heyetinde mutlaka işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman kişilerin yanı sıra bir kardiyolog (veya nörolog) bulunması zorunludur (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2018/3834-2019/6393 Kaynak-22.10.2019; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2022/121-2023/919 Kaynak-07.02.2023).
İncelenecek Hususlar: İşçinin kesin ölüm nedeni, otopsi yapılıp yapılmadığı, hastane kayıtları, EKG sonuçları incelenmelidir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2024/9707-2025/7738-08.05.2025).
Bünyesel ve Çevresel Faktörler: Kalp krizinin oluşumunda kişinin yaşı, beslenme şekli, genetik özellikleri, tütün/alkol kullanımı, bünyevi yatkınlığı (bireysel faktörler) ile işyerindeki çalışma koşulları, aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve stres faktörleri birlikte değerlendirilmelidir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2011/1991-2011/7351 Kaynak-27.09.2011; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2020/6964-2020/7222 Kaynak-15.12.2020).
İşverenin Önlemleri: İşverenin periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, işçinin özür/sağlık durumuna uygun işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2019/145-2019/5250 Kaynak-20.06.2019; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2011/2875-2012/23201 Kaynak-13.12.2012).
Yapılan incelemeler sonucunda, olayın meydana gelmesinde işverenin kusuru, işçinin kendi kusuru ve "kaçınılmazlık" (bünyesel faktörler) oranları belirlenerek tazminat sorumluluğu paylaştırılmaktadır. Örneğin bir kararda işverene %60, bireysel faktörlere %40 oranında etki biçilmiş (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2022/8478-2023/6447 Kaynak-06.06.2023); bir başka kararda ise işveren %30 kusurlu bulunurken %70 kaçınılmazlık faktörü uygulanmıştır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2025/7796-2025/15267 Kaynak-12.11.2025).
4. Tazminatın Hesaplanması ve SGK Gelirlerinin Mahsubu İşverene karşı açılan tazminat davası, nitelikçe SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, SGK tarafından eşe bağlanan ölüm gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının saptanması ve hesaplanan maddi zarardan tenzil edilmesi (indirilmesi) gerekmektedir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2014/16038-2015/7663 Kaynak-09.04.2015; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2022/8478-2023/6447-06.06.2023).
İkincil Kaynaklardan Elde Edilen Ek Bağlam (Bu bölümdeki bilgiler, doğrudan kalp krizi senaryosunu içermeyen ancak iş kazası, SGK geliri ve tazminat hukuku bağlamında ikincil bilgi sağlayan kararlardan derlenmiştir.)
Görevli Mahkeme: İş kazası niteliğindeki ölüm hallerinde, maddi zararlar SGK ödemesiyle karşılansa dahi, taraflar arasındaki işçi-işveren ilişkisi nedeniyle manevi tazminat taleplerinin de 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası gereğince İş Mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2012/5444-2012/9712-04.06.2012).
Mükerrer Ödeme Yasağı ve Bekletici Mesele: Tazminat davalarında "zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi" geçerlidir. Şirketten talep edilecek tazminatın hesaplanmasında, SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değeri için işverene açtığı rücu davasının sonucunun beklenmesi zorunludur; aksi halde aynı zarar nedeniyle mükerrer ödeme yapılmış olur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2015/18040-2015/15021-24.12.2015; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi-2015/12328-2018/6055-18.06.2018).
Tazminatın Ön Koşulu: İşverenden maddi tazminat talep edilebilmesi için öncelikle SGK'dan iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması ve bağlanan bu gelirin peşin sermaye değerinin zararı tam olarak karşılamaması şarttır. Mahkemelerin SGK kararını beklemeden hüküm kurması usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2008/18220-2009/1124-02.02.2009).
Zamanaşımı: SGK'ya karşı iş kazası ölüm geliri bağlanması taleplerinde 506 sayılı Yasa uyarınca 5 yıllık zamanaşımı kuralı dikkate alınmaktadır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi-2011/3598-2011/3617-18.04.2011).
Çelişkili Raporlar: İş kazasına ilişkin ceza yargılamasında alınan kusur raporları ile hukuk mahkemesinde alınan tazminat kusur raporları arasında çelişki bulunması halinde, mahkemece uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerekmektedir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi-2021/6575-2021/12595-20.10.2021).
Yorumlar
Yorum Gönder